Özlemin rengi nedir ?

Aylin

New member
Özlemin Rengi: Bir Yıldızın Ardında Kaybolan Zaman

Bir Gecede Başlayan Arayış: Özlemin Rengi Nedir?

Geçen akşam, eski bir dostumla otururken aniden aklıma takılan bir soru sormak istedim. “Özlemin rengi ne olabilir?” dedim. İlginç bir soruydu, değil mi? Hani bazen bir şeyin tadını, kokusunu veya hissini bile tarif edemezsiniz, ama tüm varlığınızla o şeyi hissedersiniz. Özlem de böyle bir şeydi. Hiçbir zaman tam olarak rengi ne diye sormadık, ama bu soruyu düşünmeden edemedim. Sizce özlemin rengi nedir? Bu yazıyı okurken, belki de kendi cevabınızı bulursunuz.

Hadi gelin, bu soru üzerinden bir hikaye kuralım ve özlemi bir karakterin gözünden keşfe çıkalım.

Bir Göz Gökyüzüne Yönelirken: Özlem ve Zamanın Peşinden

Gün batımında, Ela’nın gözleri bir anlığına boşluğa dalmıştı. Yıldızlar daha yeni görünmeye başlamıştı, ama gökyüzünün o mavi kararmış hali, ona geçmişin izlerini fısıldıyordu. Bir zamanlar bu gökyüzü altında elini tutan, ona hayatın anlamını anlatan bir adam vardı. Yıllar geçti, ama onunla geçirdiği zamanlar hiç silinmedi. Özlem, bu gökyüzüne bakarken, Ela’nın içinde bir hüzünle birlikte sımsıkı sarıldığı bir renk gibiydi.

"Bir şey var," diye mırıldandı Ela, gözlerini yeniden uzaklara çevirdi. "Bir renk, bir ton... Ama nedir, tam olarak bilmiyorum."

Bu cümleler, Ela'nın içindeki karmaşayı anlatıyordu. Özlem, ona neyi hatırlatıyordu? Ya da daha doğru bir ifadeyle, hangi renkten oluşuyordu? Ela, bir kadının gözlerinden dökülen bir hüzünle baktı gökyüzüne. Erkekler, belki de bu kadar duygusal derinliklere inmeden özlemi çok daha net bir şekilde çözebilirlerdi. Bu yüzden, belki de o gün yanına çağırdığı arkadaşı Ahmet’e ihtiyacı vardı.

Bir Çözüm Arayışı: Ahmet’in Bakış Açısı

Ela’nın çağrısını duyduğunda, Ahmet hemen gelmişti. O, her şeyin bir çözümü olduğunu düşünen, pratik zekasıyla tanınan bir adamdı. Gözleri Ela'nın gözlerinden farklıydı, daha sakin, daha analitik. Ona, kırmızı, sarı, mavi gibi renkler üzerinden özlemin çözülmesini istediğini düşündü. Bir nevi, bu tür duyguları somut hale getirecek bir formül peşindeydi.

"Ela, senin hissettiklerini anlayabiliyorum," dedi Ahmet, dikkatle Ela'nın gözlerine bakarak. "Ama, özlem dediğin şey bir renk değil, bir duygudur. Sadece yaşanarak anlaşılır. Ona bir renk yüklemek yerine, anı yaşamak belki de daha doğru."

Ela, Ahmet’in çözüm odaklı yaklaşımını biraz da olsa kabul etmişti. Ama kalbindeki renk, hala tam olarak belirginleşmemişti. Ahmet’in bakış açısında, her şeyin mantıklı bir açıklaması vardı. Ama Ela’nın içinde ne olup bittiğini bir türlü çözebiliyordu.

“Bir renk olmalı,” dedi Ela, kararlı bir şekilde. “Mavi olabilir mi? Çünkü mavi bazen derin, bazen hüzünlü bir renk gibi hissediyorum.”

Ahmet gülümsedi, "Belki de," dedi. "Ama unutma ki, renklerin olduğu gibi, duyguların da çok sayıda tonu vardır."

Duyguların Tonu: Kadınlar ve Erkeklerin Farklı Bakış Açıları

İşte burada farklı bakış açıları ortaya çıkıyordu. Ahmet, çözüm arayışında bir erkek bakış açısını yansıtıyordu: Pratik ve stratejik. Ona göre her duygunun bir mantığı ve bir çözümü vardı. Ela ise bir kadının bakış açısını yansıtarak, duyguların bir tonunun kaybolduğunu hissediyordu. Onun için özlem, sadece zihinsel değil, aynı zamanda duygusal bir anlam taşıyordu. Bazen duyular birbiriyle karışır ve özlemlerimizde bir renk aramak, içimizdeki boşluğu biraz da olsa doldurmak gibi olur.

Ancak burada şunu unutmamak gerekir ki, her iki bakış açısı da birbirini tamamlar. Erkekler pratik bir çözümle durumu netleştirmek isterken, kadınlar duygusal ve sosyal etkileşimlerle o duyguyu anlamaya çalışırlar. Her iki perspektif de eksik değildir; birlikte daha geniş bir anlam çıkarılabilir.

Geçmişin İzleri ve Duygusal Anlamlar

Ela, yıllar önce Ahmet ile aynı gökyüzüne bakarken hissettiği aynı özlemi yine hissediyordu. Ama şimdi, o hisleri tanımlayabilmek için daha fazla zamana ve deneyime ihtiyacı vardı. Geçmişin izleri, ona renkleri hatırlatıyordu. Özlem bazen bir yelkenliydi, bazen de sisli bir sabah. Rengi bulmak, o eski zamanları hatırlamak gibiydi. Fakat, belki de her şeyin bir anlamı olduğu gibi, özlemi bulmanın da bir yolu vardı.

"Özlemin rengi," dedi Ela bir an duraklayarak, "belki de yeşildir. Çünkü ne kadar uzak olursa olsun, her zaman yeniden filizlenebilir, büyüyebilir."

Ahmet, bu cevabı anlamıştı. Mavi ve kırmızı gibi güçlü renkler, bazen yalnızlık ve tutkuyu simgelerken, yeşil özlemi simgeliyordu. Zamanla, kaybolan bir şeyin geri dönüşünü hayal etmek gibiydi.

Sonuç: Özlemin Rengi Bizim İçimizde Mi?

Peki ya siz, özlemin rengini nasıl tanımlarsınız? Gökyüzünün mavi tonlarında mı? Yoksa yeşilin sakinliğinde mi? Yoksa belki de, her biri bir dönemi hatırlatan farklı bir renk var mı? Her birimizin özlemi farklı bir biçimde hissetmesi, bizlere farklı bakış açıları sunabilir. Kendi içinde renklerin ve duyguların bir karmaşası olan özlem, belki de her birimiz için farklı bir ton barındırıyordur.

Sizce, özlemi nasıl tanımlarsınız? Onun rengi nedir?